Ölümsüz Ağaç Zeytin

18.01.2024 - Perşembe 13:02

Bugün Batı dillerinin tamamında değişik söyleyişleri olan  ‘oil’ kelimesi, eski Yunanca’da zeytin ağacı anlamına gelen “eleia” kelimesinden türemiştir. Zeytin yetiştiriciliğinin ilk insanlarla birlikte başladığı kabul edilmekte ve “zeytin bütün ağaçların ilkidir” denilmektedir. Zeytinin insanlık tarihindeki önemine tüm kutsal kitaplarda, yaratılış ve kuruluş efsanelerinde yer verilmektedir. Klasik mitolojide her tanrıya belirli bir ağaç atfedilir ve bu atıflar incelendiğinde her zaman anlam yüklü oldukları ve ona karşılık gelen ağacın tanrının kimliği ile yakın ilişkili olduğu görülür. Bu konuda “DENDROLOJİ” (ağaçlar bilgisi) incelemek gereklidir. En önemli karşılıklar aşağıda listelenmiştir.

 Zeytin Bütün Ağaçların İlkidir…

Efsaneye göre Havva ile birlikte yasak meyveyi yiyerek cennetten kovulan Adem, 930 yaşındayken öleceğini hisseder ve Tanrı’dan kendisini ve tüm insanlığı bağışlamasını dilemeye karar verir. Bu konuda oğlu Şit’i (ŞİT: Kuran’da ismi geçmeyen peygamberlerden biridir. Adem’den sonra dünyaya gönderilen ikinci, dünyada doğan ilk peygamberdir. Yahudi, Hristiyan ve İslam inancına göre Adem peygamberin üçüncü oğludur. Kabil’in Habil’i öldürmesinden 5 yıl sonra doğmuştur. Diğer kardeşlerinin aksine Şit ikiz olarak değil, tek başına doğmuştur. Şit'in bir ismi de Şis'tir. Şis, İbranice Allah’ın hibesi anlamına gelmektedir.) görevlendirir ve onu cennet bahçesine gönderir. Bahçenin bekçiliğini yapan melek Şit’in duası üzerine İyi Kötü Ağacı'ndan aldığı üç tohumu ona verir ve babasını gömmeden önce tohumları onun ağzına koyması gerektiğini söyler. Adem kısa bir süre sonra ölür ve Tabor Dağı (Tabor Dağı: İsrail'in kuzeyinde, eskiden Galile olarak anılan ülkede yer alan bir dağ) yakınındaki Hebron Vadisi’ne gömülür. Adem’in gömüldüğü yerde yeşeren üç ağaç zeytin, sedir ve servi’dir. Tanrı ve insan arasında barış sağlanmıştır. Zeytin ağacının yetiştirilmesi ve bakımı oldukça zordur. Ama zeytin ağacı, insanoğlunun bu Tobor Dağı emeğinin karşılığını cömertliğiyle öder.

Bu gün Kuran-ı Kerimdeki ayetlerde adı geçen zeytin, üreticinin yaşam mücadelesine sahne oluyor. Özellikle Mudanya’da her geçen gün artan betonlaşma sonunda zeytin ağaçları dar alanda kalmaya devam ediyor ve her geçen gün sayıları azalmaya. Her ne kadar zeytin alanlarına inşaat ruhsatı vermiyoruz dese de paşalar, kılıfına uydurulup asırlık ağaçlar kökleniyor. Saksılara dikilen ağaçlar, sonradan lüks sitelerin bahçelerinde peyzaj malzemesi olarak kullanılıyor. Köpeği, kediyi koruyup hayvan sevgisini aşılayanlar, nedense bir türlü ağaç sevgisini kalplere kazıyamadılar.

Köylerin Bütünşehir yasasıyla mahalleye dönüşmesi sonucunda Mudanya’da zeytinliklerin araziden arsaya dönüşmesiyle artan vergiler sebebiyle Mudanya içinde zeytinliklerin tamamı beton yığınlarına dönüştü. Aynı tehlike kırsaldaki mahalleleri de bekliyor. Zorlu şartlar altında bakımını yaptıkları zeytinlerini bekledikleri fiyata satamayan, bazı tüccarlara sattıkları zeytinlerin parasını alamayan üretici, şehirden köye kaçmak isteyen paralı ağabeyler satıyor, ya da daire karşılığı mütahite vererek kendine düşen daireleri kiraya verip zahmetsiz kazanç yolunu seçiyorlar.

Velhasıl Dünyanın oluşumunda ilk ağaç olan, barışın ve kardeşliğin simgesi olan, dünyanın en sağlıklı meyvesi  ve yağı olan zeytin, çıkarcıların, iş bilmez siyasetçilerin, günü kurtarma çabası içinde olan idarecilerin elinde bu güne kadar görmeği kadar zulüm görüyor.

Ve…. Ağaç sevgisini, Zeytinimizi her geçen gün kaybetmeye devam edersek ölülerimizin beton saksılara gömülmesine çok da kalmadı.

YORUM YAZ
MUDANYA HAVA DURUMU
Gökhan Dinçer
BURSA HABERLERİ
Mudanya nöbetçi eczaneleri